Haber Girişi : 10 Kasım 2019 01:40

Hayvanlar âlemindeki eşekler ile şehirdeki eşşekler

Eşek, Anadolu'nun en kayda değer hayvanlarından biriydi. Maalesef, artık unutuldu. Deyimlere bile girmişti: "Eşşek kafalı!..", "Eşşeğin teki!.." gibi. Kafası çalışmayan veya hata yapanları tasvir etmek için bolca kullanılırdı. Ama eşekler yine de eşekliğinin farkında bile değildi. Umursamazdı bizleri. İşine gücüne bakar, ne istenirse zorluk çıkarmadan yapardı.

Yine Türkçemize girmiş, adı kullanılarak uydurulmuş bir deyim daha vardır "eşşek inadı" diye. Bırakın, o kadar da olsun! Eşekliğinin farkına vardığı zamanlara denk geliyordu belki de. Ya bir başkaldırıştır, ya da isyan bayrağını çektiği an.

Eşekler tüm bunlara rağmen ne düşünür bilemeyiz ama cümleyi fazla zorlamayalım. Hiç ummadığımız bir yere gidebilir çünkü. Onun gibi düşünebilsek, eşekten farkımız kalmaz herhalde.

Sizleri bilemem ama ben eşekleri hiç unutamadım. Büyüme çağına geldiğimizde, şehir sevdasına biz de ailece tutuşmuştuk. Almanyalara kadar açılmış akraba… Ankara’da hükümet konağında çalışan bir amca...

Haftada bir demir rayların üzerinde bir fil sürüsü gibi homurdanarak giden kara trenin bir gün bizi de buralardan alıp götüreceğini hiç düşünemezdik de…

Her hafta belli bir zamanda eşek gibi anırarak Malatya Ovası'nın kıyısından kendini gösteren Ankara’ya da gittiğini bildiğimiz o kara tren, önce birkaç parçadan oluşan eşyalarımızı götürdü... Sonra babamın elinde 4 parça kâğıttan oluşan biletle bizi... Aklım eşeklerde kalmıştı. Bizi gören eşeklerin peşimizden koşa koşa geleceğini sanmıştım. Oysa sadece bakakaldı ardımızdan. Kimi umursamadı, kimi baygın bakışlarla seyretti bizi.

Eşeklere olan güvenim tam da o anda değişti. Sadık bilirdim. Onlara olan inancımı silip götürdü. Zaman öyle hızlı akıp geçti ki, ne olduğunu anlayamadan her şey bir anda değişti. Eşeksiz günlere biz de alıştık. Şehirliydik artık ne de olsa. Suçumuzu sormayın!

Biz de zamana ansızın ayak uydurduk. Direnemedik. Zaman içinde kaybolup gittik hepimiz. Bazen uçakların motoruna kapılan bir kuş sürüsü gibi parçalandık, bazen aç bir avcının rasgele havaya ateş ettiği fişeğinin saçmalarına hedef olan kanadı kırılmış zavallı bir kuş gibi avlandık.

Eşekler çok geride kalmıştı. Ya memleket sevdalısıydılar, ya da adı üstünde "eşşeklik" yapmışlardı.

Eşeklere buralarda rastlayamadım. Ama ilginç bir şekilde bir gün hiç ummadığım anda kitap sayfalarının arasında karşılaştım. Hayretler içindeydim. Şaşırdım! Bizden önce gelmişlerdi buralara...

Şeyhi'den 'Harnameyi' okudum. Şiiri ilk başta anlayamadım. Kısaca, öküze özenen eşeğin başına gelenleri anlatıyordu. Ben de eşeğin peşimizden gelmediğine sevindim. Öküze özenmediği için sonu 'Harname'deki gibi olmamıştır diye mutlu oldum. Ama özeneceği kişilerinin öküz olduğunu anladığımda üstüme alındım. İşte böyle...

Sonuçta eşekler de maalesef anılarımda kaldı. Bana sorarsanız, Arab'ın yağını batılılar yerin altından çıkarmayı başaramasalardı eşekler anılarımızda kalmayacaktı.

Kahrolsun batılılar, kahrolsun medeniyet! Alakası yok ama kahrolsun Amerika! Ben fırsatını bulmuşken söyleyeyim.

Arab'ın yağı hepimiz gibi eşeklerin de sonu oldu. Demirden makinelerle başka kıtalara ulaşıldı. Uzaklar bir anda yakın oldu. Kaşındık!.. Kimi toprağına küstü, uzaklara gitti; kimi memleket sevgisini yüreğine gömerek modern şehirlere yerleşti.

Eşekler geride kaldı. Kimi açlıktan yok oldu; kimi sahipsizlikten. Bazısı hasretten... Ama eşeksiz hiç kalmadık. Bazen Kayserili uyanıkların markalı pastırması olarak evimize geldi, bazen şifa niyetine kilosu 80 euro'dan satılan eşek sütü ile... Küçümsüyorsunuz belki ama bir şekilde ziyaretlerine devam ediyorlar işte. Eski dostlarına ziyaret...

Eşekler bir şekilde hayatımıza girmeye çalışıyor ama öyle ucuz karın tokluğuna çalışan eşeklerin devri de bitti artık. Hem de ulaşılmayacak şekilde. İstanbullu zenginlerin semti Bebek’te. Q 7 Range Rover, Ferrari ile fink atılan, dolaşılan semtte.

Ağaçların gövdesine sadece bir çivi ile tutturulmuş, bir el büyüklüğündeki teneke levha üzerinde şöyle yazıyordu: "Eşşek sütü bulunur".

Land rover'lu birisi, ağacın dibine çivilenmiş tabeladaki eşek sütü satıcısının telefonunu kaydetmeye çalışıyordu. Yapma be kadın!.. Sana yakışır mı? Sıpa gibi o sütü içmeye!.. Seksen euro'ya eşek sütü... Şimdi anladınız mı eşeğin değerini.

Eşekler geride kaldı dedim ama eşşek oğlu eşşekler bizim eşeklerden önce gelmiş bu memlekete. Yaşasın eşekler!.. Yanlış anlamayın... Bu duam sadece hayvanlar âlemindeki eşeklere...
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.