SÖYLEŞİ Haber Girişi : 05 Mart 2020 02:35

Şizofreni derneği gönüllüleri anlatıyor: ‘Önyargıları birlikte yenelim’

Şizofreni Dernekleri Federasyonu'yla ortak faaliyet yürüten Mavi At Kafe Kültür ve Yaşam Ortamı'nın gönüllü üyeleri, toplumsal desteğin çok önemli olduğunu vurgulayarak, "Negatif belirtilerle mücadelede en çok toplumun içinde var olmak iyi geliyor" diyor.
Girişinde sizi koca bir mavi atın karşıladığı, içerisinde güzel insanların bulunduğu o yerde kendime çay içme fırsatı yarattığım için oldukça mutluyum. Sınavlarımı bitirip tez teslimimi de başarılı bir şekilde atlattıktan sonra eve geçmeden yolumu biraz uzatma kararı aldığım bir günde tanıştık. AŞTİ’den çıkıp rotamı Beşevler olarak belirlediğim bir gündü. Metro’dan çıktıktan sonra caddede yürürken görmüştüm orayı. Karşımdaki binanın önünde bir mavilik vardı. İşte miyop olmanın zorluklarından biri de budur. Ne vardı orada? Gözlerimi kıstım, ancak hiçbir yararı olmadı. Havanın biraz sisli olması da görmemi zorlaştırıyordu. Merakıma yenik düşüp karşıya geçtim. Birkaç dakika daha yürüdüm. İlerledikçe mavilik netleşiyordu. Bir at heykeli. Evet, oradaydı, binanın önünde öylece duruyor ve belli ki bize bir şey anlatmak istiyordu. Peki, o at neden oradaydı ve rengi neden mavi? Bu düşüncelerle yürürken iyice yaklaştım. Yorulmuştum. Saat altıyı geçiyordu ve yağmur yağmaya başlamıştı. Şanssızlık sanırım. Kapı kapalıydı, masalar içeri alınmıştı. Bir köşede dinlenmek için durdum. Telefondan mavi at ve dernek hakkında birkaç yazı okumak ilgimi daha çok artırdı. Yağmur hızlanmadan bir sonraki metroya yetişmek üzere yoluma devam ettim. Fakat bir karar vermiştim: Tekrar gelecektim.

İyi ki o kararı vermişim. Birkaç hafta sonra yeniden gittiğimde mekânı bu kez açık yakalamıştım. Dışarıda masalar ve o güzel, heybetli duruşuyla mavi at. Oranın açık olması beni o kadar mutlu etmişti ki. İçeri girdiğimde Meral Hanım ve Yasemin Abla karşıladı beni. Meral Hanım şizofreni dernekleri federasyonunun genel sekreteri ve aynı zamanda mavi atın işletmecisi. Çok içten ve samimi bir andı. İki üniversiteli arkadaş kahve eşliğinde muhabbet ediyorlardı ve beni de oturmam için davet ettiler. Güzel bir tanışma anısı oldu. Belirli bir süre sonra masada sadece Yasemin Abla ve ben kaldık. Volga Abi'nin getirdiği çay ile devam ettik. Şimdi sizi de o muhabbete davet etmek istiyorum.

"ŞİZOFRENİ TEDAVİ EDİLEBİLİR BİR HASTALIK"

Yasemin Abla başlıyor anlatmaya:
"Mavi At Kafe Kültür ve Yaşam Ortamı 2009 yılında Türkiye'de ilk defa Ankara'da kuruldu, Aysun, diyor. İlerleyen yıllarda Balıkesir'de de Mavi At Kafe açıldı. Geçen sene 10. yıl kutlamasını gerçekleştirdik. Buranın açılması, bizlerin burada çalışmaya başlaması özgüvenimizin yerine gelmesini sağladı ve hayatın içinde olduğumuzu hissettirdi. 2012 yılından beri toplum ve şizofreni sempozyumları gerçekleşiyor. Her sene farklı temalar var. Şöyle izah edeyim: Şizofreni tedavi edilebilir bir hastalık. İyileşmek demek belirtilerin yok olması veya ilaçların sonlanması demek değil. İyileşmek; olumlu benlik algısına sahip olmak, sevmek ve çalışmak demek. Buradaki dayanışma hepimize çok iyi geliyor. Birimizin sorunu olduğunda diğerinin dinlemesi, birliktelik... Bu yılki 'Toplum ve Şizofreni' sempozyumunun ana teması da 'birliktelik'ti. Buraya birçok arkadaş geliyor. Aynı zamanda destek olan bir şizofreni topluluğu da var: Psişizofreni, ağırlığı psikoloji öğrencilerinden oluşan bir topluluk. Ama farklı bölümlerden öğrenci arkadaşlarımız da geliyorlar. Buradaki en sevdiğim özelliklerden biri hayallerimizin gerçek olduğunu görmek. Benim şiir, deneme ve öykü kitabım yayımlandı. Arkadaşlarımın da kitapları yayımlandı ve burada imza günleri yaptık. Halen devam eden etkinliklerimiz oluyor. Arkadaşlarımın çalışmaları da burada bulunuyor. Mesela Volga'nın tişörtlerde mavi at, balık ve papağan çizimleri var ve bu çizimler kupalarda da var. Bir dönem benim ve arkadaşlarımın da kitapları vardı, fakat şu anda tükettik. Ama umuyorum ki yeni kitaplar olunca burada bulabileceksiniz."



Tam o sırada masaların biraz ilerisinde kıyafetlerin asılı olduğu alan dikkatimi çekiyor. Yasemin Abla'ya sorduğumda tişörtlerin ve kıyafetlerin satıldığını ve hatta Balıkesir'de bulunan Mavi At'ta ise bir cam atölyelerinin olduğunu, cam işçiliğinin öğrenildiğini duyuyorum. Oradaki arkadaşlar da cam sanatı yapıyorlarmış.

"GERÇEKLİKLE İLİŞKİMİZİN DEĞİŞMESİ KOLAY BİR ŞEY DEĞİL, ZORLU BİR SÜREÇ"

Yasemin Abla'nın şu açıklaması beni umutlandırıyor:
"Buranın bana kattıklarından biri de 'deneyim ile uzman' kavramını öğrendikten sonra açıköğretimde sosyal hizmet okumaya başlamam oldu. Felsefe mezunuyum Aysun, şu an da açıköğretimde, sosyal hizmette ikinci yılım. Yani şöyle bir şey söyleyeyim: Gerçeklikle ilişkimizin değişmesi kolay bir şey değil, zorlu bir süreç ama burada biz şanslıyız, çünkü Mavi At gibi bir oluşum var. Ben Ankara’da tek başıma yaşıyorum, anne-babam farklı şehirlerde. Bağımsız yaşamamıza Mavi At çok destek oluyor. Bir şeyleri burada yapabilince, aslında başardığımızı görünce evde de tek başına kalabiliyor, başka işler de yapabiliyorum."

Yasemin Abla o kadar güzel anlattı ki, anlatırken ne sözünü bölmek istedim, ne de konuşması bitsin istedim. O anlattıkça burayı daha çok kişinin duymasını ve şizofreni hastalığının toplumun kafasında yatan önyargılarını yıkmasını diledim. Babam aracılığıyla tanışmıştım ben şizofreni kelimesiyle ve öğrendiğim yıllarda ne olduğunu bilmiyordum. Hatta bilmediğimden kabullenme sürecim biraz zaman almıştı. Küçüktüm ve çoğu şeyin farkında değildim ne yazık ki. Yasemin Abla'nın anlattıkları, babamın ben küçükken sevgiden ve birliktelikten bahsettiği anıları getirdi aklıma. Sevgi dolu anıları. O kadar haklılar ki. Sevmek ve toplumun içinde olmak.

"POZİTİF VE NEGATİF BELİRTİLER VAR"

Yasemin Abla muhabbetin bir yerinde şöyle bir durumdan söz etti:
"Tedavi sürecinde pozitif belirtiler, var olmayan sesler, kokular veya gerçeğe uygun olmayan görüntüler olabiliyor. Negatif belirtiler de içekapanma, okul ve iş başarısında düşüş, motivasyon kaybı gibi. İlaçlar pozitif belirtilerle mücadele etmemize yardımcı oluyor. Ama negatif belirtilerle ilgili ilaçlar şu anda çok bir şey yapamıyor. Negatif belirtilerle mücadelede en çok toplumun içinde var olmak iyi geliyor. Sosyalleşmek! Pozitif belirtilerle olsun, negatif belirtilerle olsun mücadelemde dernek ve Mavi At bana çok şey kattı. Psikoloji öğrencileri geliyor, onlarla birlikte çalışmalar yapıyoruz. Hem Facebook sayfasından, hem sizofrenifederasyonu.org'dan etkinlikleri görebilirsin."

Yasemin Abla konuşmasında Haldun Hoca'nın çevirdiği kitaptan da bahsetti. Toplumun Reddettiği, federasyonun ilk kitabıymış. İkinci kitap ise, iyileşmeyi etkileyen faktörlerden bahsediyormuş. Prof. Dr. Mustafa Yıldız'ın da Şizofreni kitabının A'dan Z'ye hastalığı çok rahat anlayabileceğimiz bir kaynak olduğunu söyledi. O gün konuştuğumuzda kitapların yanında bana film ve belgesel önerisinde de bulundu. Bir Dans Tanrı'sının Günbatımı filmi, Biz Siz Onlar ve Volga Volga belgesellerini listeme aldım, kesinlikle izleyeceğim.



Yasemin Abla Biz Siz Onlar belgeselinde sokak röportajları yapmış ve üç soru sormuş: "Şizofreni hastalığı hakkında bilginiz var mı?" ilk sorusu olmuş, ikinci soru ise "Tehlikeli midir?", son soruda da "Peki, şizofren olduğumu söylesem?" demiş. Bilgileri olmayan insanların tabii ki önyargılı yaklaştıklarını söyledi.

"AİLE VE TOPLUM DESTEĞİ ÖNEMLİ"

Yasemin Abla'nın hepimize verdiği son bir mesajı daha var: "Alevlenme dönemlerinde bize anlayış gösterilirse, ilgi gösterilir, destek verilirse çok sevinirim. Çünkü alevlenme dönemlerinde kafamız karışık olabiliyor. Ama bu dönemde aile destek olur, toplum ve arkadaşlar destek olursa çok rahat atlatabiliyoruz. Bu yüzden şunu anlamak çok önemli: Şizofreni tedavisi gören birey ne yaşıyor? Ne yapılırsa ona iyi geliyor?"

Gittiğim yer Ankara'da yaşayanlar için çok uzak değil arkadaşlar. Metroyla kolay ulaşım var. Bu güzel mekân Beşevler'de. Adını o binanın önünde gördüğümüz mavi attan alıyor: Mavi At Kafe.

Aslına bakarsanız İtalya’da Trieste ile başlayan bu özgürlük yolculuğu 2009 yılında Doç. Dr. Haldun Soygür ile birlikte Ankara’da Beşevler'e yansımış. Haldun Hoca'nın deyimiyle "Mavi at, özgürlüğün ve toplumdan kopmamanın bir sembolü haline geliyor". Beşevler Fevzi Çakmak Mahallesi’ne giderseniz tereddüt etmeden girin içeriye. Ve bir kahve içmeden önce kafenin duvarında yazılı olan mavi atın öyküsünü okuyun.
Umudum Mavi At Kafe Kültür ve Yaşam Ortamı'nın sadece Ankara ve Balıkesir ile kalmayıp çoğu şehirde açılması yönünde. Maalesef devletten istediği desteği göremiyor. Ve ne kadar duyulursa bu kafe, o kadar iyi olacak.

Nâzım Hikmet’in dediği gibi, "Güzel günler göreceğiz/ güneşli günler".
Umudum var.

Söyleşi: Aysun Özgül

İletişim için: sizofrenifederasyonu.org


Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.