SÖYLEŞİ Haber Girişi : 31 Temmuz 2021 04:25

Cihat Duman: 'Türkiye'de bir edebiyat gelişiminden bahsetmek çılgınlık olur'

Bugüne değin dört şiir kitabı, bir roman yayımlamış olan şair-yazar Cihat Duman, Independent Türkçe'nin soruşturmasında, Türk edebiyatında eleştiri geleneği, edebiyat kanonları ve yazar-editör ilişkisine yönelik sorularını yanıtladı.

Mustafa Orman: Rus eleştirmen Belinski'nin 19. yüzyılın ortasında, Rus edebiyatına katkıları büyük olmuştur. Dostoyevski'nin İnsancıklar romanı hakkında yazdıkları edebiyat camiasında bir yazarın adım adım gelişini müjdelediği gibi, pek çok yazarın önünü açacak tahliller yapmıştır. Yazılarının pek çoğunda yazarın hem metni, hem de kendi toplumuyla kurduğu ilişkinin nasıl olması gerektiği konusunda yol gösterici bir eleştirel mecra yaratmıştır. Dolayısıyla kendi dönemi ve pek tabii ki sonrasında bu açıdan önemli bir rol üstlenmiştir. Sonraki yıllarda Belinski'nin edebiyatta üstlendiği rol, Rus yazını dışında da karşılık bulmuştur. Tolstoy'un ilk romanı Rus Fransız savaşını anlatan Sivastopol romanında,  Fransızca konuşan Rus subayların kendilerine yabancılaşmış halleri, Ivan Turgenyev'in Babalar ve Oğullar romanındaki toplumsal meseleler ve kuşak çatışması, Fyodor Miyailoviç Dostoyevski'nin İnsancıklar romanındaki ezilen insanları, Nikolay Gogol, Mihail Lermontov, Saltıkov Şçedrin ve daha pek çok yazar bu edebiyat ortamından etkilenmiştir. Bugün Rus yazını diye bir kanondan bahsedilecekse o dönemin eleştirel ortamının payı çoktur bunda. Size soracağım soru şu olacak: Türkiye'de eleştirel açıdan Belinski ve çağdaşı yazarlarınkine benzer bir edebiyat gelişiminden bahsetmek mümkün mü sizce? Yaslandığınız bir edebiyat kanonu var mı? Metinlerinizi eleştirel bir gözle analiz ettiğinizde kendinizi bu açıdan nereye koyuyorsunuz?  Bunu sorulara, kitap veya kitaplarınızdan yola çıkarak cevap verirseniz memnun olurum. Türkiye'de eleştirel açıdan Belinski ve çağdaşı yazarlarınkine benzer bir edebiyat gelişiminden bahsetmek mümkün mü sizce?

 

Cihat Duman: Türkiye'de bir edebiyat gelişiminden/mütekâmiliyetinden bahsetmek çılgınlık olur. Rusya'dakine benzeyip benzememesinden öte negatif bir evrim geçiriyor daha çok. Dolayısı ile nevi şahsına münhasır bu durumu başka memleketlerdeki ile mukayese etmek imkânsız. Rus tarihini ve Rus edebiyatı tarihini bilmediğim için soruya yarısından sonra cevap vermiş oldum. Her kuşak bir önceki kuşaktan daha tatsız yazmakla birlikte her yazarın bir sonraki kitabı bir öncekinden daha basit oluyor Anadolu'da. Burada, insanlar yazarlığa ve şairliğe avangart başlayıp devamında sıkıcı, konvansiyonel oluyorlar. Siz, "Rusya'da eleştirmenler çalıştı ve günümüzde hâlâ okunabilen yazarların doğuşuna vesile oldu," diyorsunuz. Sanatçılar eğitilebilir kişiler değillerdir. Kötü bir romancı başkasından ders alarak sonradan iyi romancı olamaz. Kurmaca erbabı, insan dediğimiz yarı deli hayvanı tanıdıkça kendini geliştirir. Bunun için çok okuması ve gezmesi gerekiyor. Tarih, efsane, kutsal metin, biyoloji, astronomi, genetik, geometri, psikanaliz, antropoloji, iktisat okuyabilmelidir yazar. Edebiyatçı, bize bazı konularda yalnız olmadığımızı anlatmalı ve biricikliğimize el koyabilecek hinterlanda sahip olmalı. Edebiyatçının ihtiyaç duymadığı tek şey eleştiri yazılarıdır. Eleştiriler asla yazarlara değmez. Eleştirmenler arzu nesnesi olan edebiyata ulaşmak için eleştiri (bilim) silahını kullanırlar. Eğitmek istemezler kimseyi. Maksatları kötüdür. Eleştirinin edebiyatla yakından uzaktan ilgisi yoktur. Edebiyatı ara yüz olarak kullanarak aslında retorik yapar. Retorik yapmasa propaganda yapar. Onu da saymazsak sosyoloji yapar diyelim. Bedrettin Cömert kimseyi eğitmemiştir. Asım Bezirci, Ataç, Orhan Koçak, Necmiye Alpay, Recaizade, Doğan Hızlan falan filan. Efendi-köle diyalektiğinde konumlanmaya çalışmaktadırlar. Özetle Reşat Nuri ve –belki– Atılgan'da iki kere pik yapan malum memleket edebiyatı Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinden beridir düşüştedir. Bir de Saatleri Ayarlama Enstitüsü, o kadar.

 

 

M.O.: Yaslandığınız bir edebiyat kanonu var mı? Metinlerinizi eleştirel bir gözle analiz ettiğinizde kendinizi bu açıdan nereye koyuyorsunuz?

 

C.D.: Türkiye, Rus edebiyatı, kanon... Bunlar çok eski kelimeler. Modası geçti böyle şeylerin. Kanon manon yok. Artık internet var. Yola bundan böyle kripto devam edeceğiz. Ben bir roman yazdım. Basıldı. Sonra başka bir roman yazdım, basılmadı. Bu iki eseri de bir dönme olarak, dönek olarak kaleme aldım. Bu eserleri yazarken sadece döneklerle arkadaşlık yaptım. Sadece döneklerin edebiyatını okumaya çalışıyorum. Ailenin çocuğa verdiğinin tam tersini yapan herkes dönektir. Bir nevi fırıldak edebiyatı diyebiliriz buna. Kimi etnik olarak döner, kimi ideolojik, kimi cinsel. Kanon demeyelim de benim favladığım yazarlar böyle yazarlar. Özellikle dininden dönenler ilgimi çekmektedir. Dümdüz insan sevmiyorum. Kabzımal gibi. Peşin satan.

 

 

M.O.: Yazar-editör ilişkisi, ortaya çıkan metnin gücü açısından önemlidir. Bugün pek çok yazarın yayınevlerinin editörleri dışında profesyonel yardım aldığı biliniyor. Wladimir Nabokov'un eserlerinde bir nevi editörü olan eleştirmen Edmund Williams'ın önemi oldukça büyüktür. Yine J. D. Sallinger'ın hem yayıncısı hem de editörünün yazarlığı üzerindeki etkisinin önemi biliniyor. K24, 2015 yılında bu konuda bir dosya hazırladı. "İyi bir okur değilseniz, iyi bir editör olamazsanız" başlıklı yazısında, Çiğdem Uğurluşu çarpıcı tespitte bulunur: "Editörlük dediğimiz meslek, kurumsallaşmış yerlerde ve konusunda yetkin kişilerce icra ediliyor olsa, bugün belki edebiyat diye gözümüze sokulan kitapların pek çoğu yayına girmiş olmayacaktı..." Yine bu konuda Armağan Ekici, Selahattin Özpalabıyıklar, Murat Yalçın, Levent Cantek etraflıca yazılar kaleme aldı. Bu konuda ne düşündüğünüzü merak ediyorum, bir yazar olarak siz de bu müessesenin bir parçasısınız. Dolayısıyla bu konuda fikrinizi almak istiyorum, sizce Türkiye'de sağlıklı yürüyen yazar-editör ilişkisi var mıdır?

 

C.D.: Editöre maaş yerine çalıştığı kitaplardan telif ödenmelidir. Hatta daha ileri gideyim, yayınevleri editör istihdam etmemelidir. Nihayetinde her yazarın özel editörü olmalıdır. Yayınevleri kitap tasarlanan ve basıldıktan sonra depolanan yerler olmalı. Yayınevi kitap tüccarıdır. Bu şirketlere ahlaki ödev yüklemek, edebi eser ekspertizliği yaptırmak sakat. Bir yazar, editörü ile birlikte yayınevine gelip kitabını sunmalı. Pazarlamacı kişinin de aralarında bulunduğu yayın kurulu oylama yapmalı. Basılacaksa tashih, imla kuralları, yazım yanlışları, anlatım bozuklukları düzeltilip dizgiye gönderilmeli. Yayıncı araya bir editör çalışanını sokup kitabın çeşitli yerlerini değiştirtiyorsa huzur kaçar. Ya da editör, inisiyatif alarak yazara (şirketi adına) bazı tavsiyelerde bulunuyorsa keyif azalır. İşte benim editör-yazar ilişkimde editör denen kişi bir kitap şirketi çalışanı değildir. Bir yazarın devamlı birlikte eser ürettiği yoldaş, arkadaş ve teliften gelen paranın ortağıdır. Ve bu ilişki hayati öneme sahiptir. Editör alter egodur. Belki süper egodur. Asla fark edilmeyecek hataları ve kaçırılmış fırsatları derhal yakalar. İşte Türkiye'de benim tarzımda çalışan kimse olmadığı içindir ki sağlıklı bir yazar-editör ilişkisinden bahsedilemez.

 

 

CİHAT DUMAN HAKKINDA

 

Cihat Duman (d. 9 Haziran 1984), Türk şair ve avukat.

Elâzığ'da doğdu. Malatya'da büyüdü. İlkokul ve liseyi burada okudu. 2005 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. İstanbul'da avukatlık yapıyor.

Şiirleri ve eleştiri yazıları Yeniyazı, Varlık, Dergâh, Kitap-lık, Heves, Hece, Ğ, Avantgarde, Karayazı, Ücra, Karagöz, Beyaz Manto, Sus, İzafi ve Yordam dergilerinde yayım­landı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Yeniyazı dergisi­ni yayına hazırladı.

Ya Da Pişman Değilim adlı şiir kitabıyla 2010 Server Vakfı Edebiyat Ortamı Şiir Ödülü'nü aldı.

 

KİTAPLARI

 

- Ya da Pişman Değilim, şiir (Yeniyazı, 2010)

- Kızkardeşleşmek, şiir (Pan, 2012)

- Üç Jeton, Müşterek eser, şiir (Dedalus, 2013)

- Bir Fil Müddeti, şiir, (Pan, 2014)

- Olay Beyoğlu'nda Geçiyor, roman (Agora, 2018)

- Olma Borcu, şiir (şairin kendi yayını, 2018)

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.