PORTRE Haber Girişi : 06 Mart 2020 23:57

Ölümünün üzerinden 100 yıl geçti... İşte Ömer Seyfettin'in yaşamöyküsü

35 yıllık ömrüne 10 kitap, 125 hikâye sığdıran usta edebiyatçı Ömer Seyfettin, ölümünün üzerinden 100 yıl geçmiş olmasına karşın, halen okunmaya devam ediyor.
Türk edebiyatının önde gelen hikâye yazarlarından olan Ömer Seyfettin, ölümünün 100'üncü yılında anılıyor.

11 Mart 1884'te Balıkesir'de dünyaya gelen yazar, edebiyatta Türkçülük akımının kurucularından biri ve Türkçede sadeleşmenin savunucusu olarak biliniyor.

EDEBİYATA ŞİİRLE BAŞLADI

Yüzbaşı Ömer Şevki Bey'le Fatma Hanım'ın, ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan biri olarak dünyaya gelen Ömer Seyfettin, babasının görevi nedeniyle İstanbul'a taşınınca, önce Mekteb-i Osmani'ye, 1893 ders yılı başında Askeri Baytar Rüştiyesi'nin subay çocukları için açılmış özel sınıfına kaydedildi. Okulu 1896'da tamamlayarak Kuleli Askeri İdadisi'ne yazıldı. Daha sonra Edirne Askerî İdadisi'ne naklolarak eğitimine, arkadaşı Enis Avni ile birlikte burada devam etti.
İlk edebi çalışmaları olan şiirlerini Edirne'deki öğrenciliği sırasında yazdı.

MİLLİ EDEBİYAT FİKRİYLE TANIŞMA

1900'de İdadi'yi bitirerek İstanbul'a dönen Ömer Seyfettin, Mekteb-i Harbiye-i Şahane'ye başladı.
İstanbul’da Mecmua-i Edebiye dergisinde şiirlerinin yayımlanmasıyla yayın dünyasına girdi.
1903 yılında Makedonya'da çıkan karışıklık üzerine "Sınıf-ı müstacele" denilen bir hakla okulundan imtihansız mezun oldu.

Mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik'te bulunan Üçüncü Ordu'nun İzmir Redif Tümeni'ne bağlı Kuşadası Redif Taburu'na tayin edilen Ömer Seyfettin, 1906'da İzmir Jandarma Okulu'na öğretmen olarak atandı.
Bu dönemde Batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik'ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik gördü, Necip Türkçü'den ise sade Türkçe ve milli bir dille yapılan milli edebiyat konusunda fikirler edindi.

MEKTUBU 'YENİ LİSAN' HAREKETİNE İLHAM KAYNAĞI OLDU

Ocak 1909'da Selanik Üçüncü Ordu'da görevlendirilen Ömer Seyfettin, Manastır, Pirlepe, Köprülü, Cuma-yı Bala kasaba ve köylerinde, Razlık (günümüzde Bulgaristan'da) kasabasının Yakorit köyünde görev yaptı. Balkan çetecilerinin Türk düşmanlığını dile getirdiği "Bomba", "Beyaz Lâle", "Tuhaf Bir Zulüm" adlı hikâyeleri bu görevleri sırasında edindiği izlenimler sonucu yazdı.

Yazıları ve hikâyelerini İstanbul'da ve Selanik'te çıkan çeşitli dergilerde takma isimlerle yayımladı. Ali Canip'e yazdığı meşhur mektubu da bu sırada Yakorit'te yayımladı. Ömer Seyfettin'in dil konusunda görüşlerini özetleyen bu mektup, Yeni Lisan hareketinin başlamasına vesile oldu.

ASKERLİK GÖREVİNDEN AYRILIP SELANİK'E YERLEŞTİ

1910 yılında Ziya Gökalp'in de arzu ve tavsiyesi ile tazminatını ödeyip askerlik görevinden ayrıldı. Hayatını yazar ve öğretmen olarak sürdürmek üzere Selanik'e yerleşti.
Rumeli'nin tek Türk bilim ve edebiyat dergisi olarak Selanik'te çıkarılan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi, Akil Koyuncu'nun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemler'e çevrildikten sonra 11 Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in Yeni Lisan isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayınlandı.

BALKAN SAVAŞINDA ESİR DÜŞTÜ

Balkan Savaşı'nın başlaması üzerine yeniden orduya çağrılan yazar, Yanya Kuşatması'nda esir düştü. Atina yakınlarındaki Nafliyon kasabasında geçen on aylık esareti sırasında sürekli okudu. "Mehdi", "Hürriyet Bayrakları" gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdu'nda yayımlandı.

BAB-I ÂLİ BASKININA KATILDI

1913'te esareti bitince İstanbul'a dönen Ömer Seyfettin, aynı yıl 23 Ocak'ta Enver Paşa'nın organize ettiği Bab-ı Âli Baskını'na katıldı. Daha sonra askerlikten ayrılarak, yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı.
Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı.
1914 yılında Kabataş Sultanisi'nde öğretmenlik görevine başladı ve görevini ölümüne kadar sürdürdü.
1915'te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Bey'in kızı Calibe Hanım'la evlenen Ömer Seyfettin'in bu evlilikten Fahire Güner isimli bir kızı oldu. Evliliği 1918'de bitti.

ŞEKER HASTASI OLDUĞU TESPİT EDİLEMEDİ

1917 yılında amansız bir rahatsızlığa yakalanan yazarın hastalığı bir türlü teşhis edilemedi. Doktorlar bol bol meyve yemesini, üzüm hoşafı içmesini tavsiye ediyorlardı. Oysa Ömer Seyfettin şeker hastasıydı, fakat o günün tıbbi şartları bunu anlamaya yetmemişti.
Otopsi yapılan Ömer Seyfettin'in şeker hastası olduğu ve hastaneye kaldırılmadan önce beyin kanaması geçirdiği anlaşıldı.

GERİDE 10 KİTAP, 125 HİKÂYE BIRAKTI

1917'den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920'ye kadar geçen zamanda, 10 kitap, 125 de hikâye yazdı. Hikâye ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken ve Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı. Bir yandan da öğretmenlik görevini sürdürdü.

HİKÂYELERİ YÜZYILDIR OKUNUYOR

1920'deki ölümünden sonra en yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, en kuvvetli hikâyelerini içeren Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı.
Kısa bir süre sonra da bütün hikâyeleri bir kitap serisi halinde basılan yazarın hikâyeleri, ölümünün üzerinden 100 yıl geçmiş olmasına karşın halen okunmaktadır.


Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.