Varlık dergisi, Mart 2026 sayısında "Barış: Yanıtsız Çağrı" dosyasını kapağa taşıyor. Şiddetin kültürel inşasından yas hiyerarşisine, sömürgecilik mitlerinden dilin militaristleşmesine uzanan bir yelpazede barış kavramı, felsefi, politik ve etik boyutlarıyla tartışmaya açılıyor.
Şiddetin sürdürülebilirliği ve 'öteki'nin inşası
Dosyanın ilk durağında Hüseyin Köse, şiddetin ve yıkım arzusunun modern kültür endüstrisi ile edebiyatta nasıl "sürdürülebilir" bir dramatik kurguya dönüştürüldüğünü inceliyor. Barthes'ın deterjan reklamındaki metaforundan hareketle, sistemin kendi meşruiyetini korumak adına "ötekiyi" tamamen yok etmeyip bir sızıntı payıyla hayatta tuttuğunu ileri sürüyor. Hobbes'un insan doğasına dair karamsarlığı ile Kant'ın ebedi barış tasarısı arasındaki gerilimi sinemadaki canavar arketipleri üzerinden tartışıyor.
Yas hiyerarşisi ve mülteci kimliği
Tuba Pırlant Yılmaz, Judith Butler'ın "yas tutulabilirlik" kavramı üzerinden barışın etik ve politik imkânlarını sorguluyor. Bazı hayatların daha ölmeden "kaybedilebilir" ilan edildiği bir dünyada şiddetin yas hiyerarşisiyle meşrulaştırıldığını vurguluyor. Mültecilerin ve ötekileştirilen kimliklerin uğradığı sembolik silinmeye dikkat çeken Yılmaz, barışı, öznenin kendi otonomi yanılsamasından vazgeçip başkasına olan ontolojik bağlılığını kabul ettiği bir süreç olarak nitelendiriyor.
Vietnam'dan Gazze'ye sömürgeciliğin anatomisi
Ayşe F. Kubilay, Graham Greene ve J. M. Coetzee'nin metinlerinden hareketle sömürgeciliğin etik anatomisini çiziyor. Vietnam'dan Gazze ve Sudan'a uzanan trajedinin tekrarlanmasını merceğe alan Kubilay, Edward Said'in oryantalizm teorisi ışığında Batı'nın "iyi niyet" maskesi altında bir halkın hem toprağını hem de kelimelerini işgal eden yıkıcı birer mite dönüştüğüne işaret ediyor. Barışın, başkalarının yazdığı mitlerin içinde kaybolmadan hakikati inşa etme cesaretiyle mümkün olacağını savunuyor.
Eril dilin militarizmi ve radikal şiddet
Josef Kılçıksız, barışı sadece savaşın yokluğu değil, Spinoza'cı anlamda bir zihinsel tutum ve erdem olarak ele alıyor. Modernitenin barışı yeni savaş haklarını meşrulaştıran bir aygıta dönüştürdüğünü savunan Kılçıksız, dil düzeyinde hüküm süren iç savaş halini teşhis ediyor. Militaristleşmiş eril dilin barışı nasıl askıda bıraktığına değinirken, çözümün toplumun radikal bir "şiddet detoksuna" girmesiyle mümkün olduğunu belirtiyor.
Sanatın ve kültürün güncel durakları
Varlık dergisi, edebiyattan resme, felsefeden sinemaya uzanan disiplinlerarası bir zeminde, Mart sayısında da güncel üretimlerin izini sürüyor. Resim, tiyatro ve müzik alanına dair özel sayfaların yanı sıra, Türkçe Günlükleri, yeni kalemlerin paylaşıldığı şiir/öykü ve eleştirel bir süzgeçten geçen Kitaplar Arasında bölümleriyle kültür ve sanat gündemini tartışmaya devam ediyor.








