Halüsinasyon

 

 

Bu sefer yan masamı değiştirdim.

Adı 'Halüsinasyon' olan bir kafeye geldim. Mimar Sinan Üniversitesi'nin hemen dibinde bir mekân; gençlerden oluşan bir kalabalık var ve coşkulu bir görüntü hâkim.

Hemen yanımdaki masaya on sekizli yaşlarda iki sevgili oturdu. Öyle güler yüzlü ve öyle hesapsız; iki salak âşık gibi, muhteşem bakıyorlar birbirlerine.

Masanın üstünde ne erkeğin hava atacağı araba anahtarı, ne de kızın tek bir estetiği var. İkisinin de her cümlesinin sonunu, nokta yerine "aşkım" kelimesi süslüyor. Ve sondaki "m", sanki bitmeyecek gibi, biraz önce dondurmadan bir kaşık alınmışçasına "mmm" diye akıyor.

Masanın üstünde elleri birbirine kenetlenmiş; ıssız bir adaya düşmüşler de sanki ikisinden başkası yokmuşçasına kimseyi görmüyorlar.

Yalnız masada bir şey daha var. Mühim bir şey. Her şeyin başlangıcı veya sonu gibi, çok kışkırtıcı bir şekilde sırıtıyor. İlginç bir afrodizyak.

Rengârenk kocaman bir kutu, üstünde bir çark, rakamlar, apartmanlar, zarlar... Üstünde de kocaman "Monopoly" yazıyor.

"Hadi aşkım, oynayalım mı?" diyor biri diğerine.

İşte sihirli kelime:

"Oynayalım mı?"

Kazanırken ya da kaybederken kime dönüşeceklerini görecekler biraz sonra.

Kızın kaybederken oluşan siniri erkeğe bugün çok tatlı görünecek. Erkeğin kızın istediği köşeyi vermemek için yaptığı pazarlık çok zekice adlandırılacak.

Derken iki genç daha geliyor masaya, "Hadi beraber oynayalım," diyorlar.

Artık dört kişiler.

"Cehennem başkalarıdır," diyen Sartre geliyor aklıma.

Erkeğin yaptığı espriye diğer kız gülüyor. Esas kız bu gülümsemeyi küçük bir kıskançlıkla koyuyor cebine.

Esas kız diğer çocuğa, "Küpe sana çok yakışıyor," deyince, esas oğlanın hiç dikkatini bile çekmeyecek bir küpe, kısa bir takıntı olarak yerleşiyor içine.

Monopoly manipülasyona dönüşüyor.

Kafenin adını hatırlayan var mı?

'Halüsinasyon'.

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.