Sessizliğin içinde

 

Gece notu:

İnsan bazen en çok, susturamadığı kendi sesiyle yorulur.

 

Sessizliğimin kaçıncı gecesi bilmiyorum; dışarıda rüzgâr benim yerime çığlık atarcasına esiyor. Ben susuyorum, o bağırıyor. Arabalar geçiyor... Her fren sesi, içimden bir parçayı koparıp atıyor sanki.

Karşımda duran apartmanın ışıklarına bakıyorum uzun uzun. Hangi katta kim ağlıyor, kim gülüyor, kim susmayı seçiyor bilmiyorum. Herkes bir odada, herkes bir hayatın içinde, ama kimse kimsenin kalbinde değil.

Bir uçak geçti az önce. Nereye gittiğini bilmediğim bir yere doğru süzüldü. İnsan bazen gitmediği yerleri daha çok merak ediyor. Belki de hiç gidemeyeceği yerleri.

Bugün her şeyi çok merak ediyorum. Ama bu merak, kendimden uzaklaşmak için bulduğum bir kaçış aslında.

Bir sigara yaktım. Sonra bir tane daha. Külü üstüme düştü, ama önemsemedim. Zaten uzun zamandır hiçbir şeyi tam olarak önemseyemiyorum.

 

 

Kalktım. Odaları dolaştım. Elimde telefon, aklımdakileri yazmaya çalışıyorum. Keşke beynimin içinde bir ses kaydı olsa; açıp dinlesem ve sonra hepsini silsem. Ama olmuyor. Kendi kendime cevap veriyorum, ama kendi kendimi susturamıyorum. Her şey fazlasıyla sakin görünüyor; ama aslında içimdeki her şey fazlasıyla karmaşık.

Nefes almanın zor olduğu saatlerdeyim. Göğsüm daralıyor sanki, zaman yavaşlıyor, sesler çoğalıyor. Televizyonu açıyorum. Ne izlediğimi bilmiyorum. Zaten hiçbir şeyin bir önemi yok gibi.

Başladığım yeri hatırlamıyorum, bitirdiğim yer de anlamlı gelmiyor. Sadece özlüyorum. Ve uykularından öpüyorum.

 

— Dilek: Geceyle konuşmayı öğrenememiş biri...

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.