
Babam uzun süre sustu. Oturduğu sandalyede bir iki kere gerindi. Sonra hiç beklemediğim bir anda, "Yerini yitirenin yola çıkması gerekir; yanına kendini yitireni al," deyiverdi.
Ben bu sözlerin içinde oyalanırken, babamın şahdamarı, derisinin altında kabarıp iniyordu. Lafını bitirdikten sonra şakaklarından akan ince teri mendiliyle silmeye koyuldu. Ama mendili nereye dokundursa ter başka yöne akıyordu. Babam titreyen eliyle teri yakalamaya çalıştı. O an, elleriyle arasına bir başkası girmiş gibiydi. Sonunda sövercesine mendili masaya fırlattı. Sigarasını dudağının kenarına yerleştirmek üzere götürürken dudağının yerini şaşırır gibi bir an bulamadı. Peş peşe çektiği nefeslerle öksürüğe boğuldu. Sigarasını kül tablasına bıraktı. Balkonun kenarından güvercinlerin kanat sesi geliyordu. Çerçöple örülmüş bir kuş yuvası vardı. Gözleri yuvaya kaydı; güvercinlerin her kanat çırpışında babamın elleri kendisinden habersiz inip kalkıyordu, oysa bakışı orada olmayan bir şeye tutunuyordu.
Çocukken buna benzer bir kuş yuvasına saldırmıştım. Babamın, beni kepçe kulaklarımdan tutup göğe kadar kaldıracağını sanmıştım. Oysa onun ellerindeydim; hem güvende hem tehdit altında. Babam, yuvanın perişan halini gördükten sonra, hiçbir şey söylemeden, beni geniş omuzlu gövdesine sarmıştı. O an içimde ezilen kuşların sesini duydum. Şimdi yürüdüğüm yollarda gözüm hep güvercinlere takılır; cebimde taşıdığım yemleri onlara doğru serperim.
Güvercinler yeniden kanatlandı. Anı, kanat sesleri arasında dağıldı.
Gözlerimi babama çevirdiğimde bakışlarımız birleşti:
– Pardon, siz kimdiniz?
Soru karşısında dilimin ucuna gelen, bana kendisinin verdiği adı zehir sayıp yuttum. İçimdeki çocuk, yuvanın çerçöplerini dağıtmak istedi. Babam, artık çökmüş gövdesine yine beni sarar mıydı?
Balkonun köşesine yürüdüm.
Elimi cebime götürdüm. Dipte kalmış birkaç kırıntıyı avucuma aldım. Güvercinlerin önüne, kaçmalarından korka korka, savurdum. Gözlerimi onlara diktim. Bir an duraksadılar. Sonra hafif hafif kanat çırparak uzaklaştılar. Bakışımı peşlerinden çekemedim.
Avucumda kalan yem tanelerini uzun süre silkelemedim. Güvercinler havada küçülüp gözden kayboldu. Balkonun kenarında boş bir yuva kaldı.






